يَـا مَنْ رَفَعَ إِدْرِيسَ مَكَانًا عَلِيًّا ❁
طٰهٰ: يَـا مَنْ خَلَقَ الْأَرْضَ وَالسَّمَاوَاتِ الْعُلَى، اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى ❁ يَـا مَنْ لَـهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَـا بَـيْـنَـهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّـرَى ❁ يَـا مَـنْ يَعْلَمُ السِّـرَّ وَأَخْفَى ❁ يَا مَنْ خَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ، فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا ❁
اَلْأَنْبِيَاءُ: يَا مَنْ يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ لَـهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَـكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ، يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَـفْـتُـرُونَ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ، كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ❁ يَا مَنْ يَضَعُ الْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ، فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ❁
اَلْحَجُّ: يَا مَنْ بَوَّأَ لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَـيْتِ أَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا، وَطَهِّرْ بَـيْـتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ، وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا ❁ يَا مَنْ أَنْـزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَـتُصْبِحُ الْأَرْضُ مُخْضَرَّةً، إِنَّ اللّٰهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ ❁
اَلْمُؤْمِنُونَ: يَا مَنْ يُحْيِي وَيُمِيتُ، وَلَـهُ اخْتِلَافُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، أَفَلَا تَعْقِلُونَ ❁ فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ، لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ، رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ❁ يَا رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ ❁
اَلنُّورُ: يَا مَنْ خَلَقَ كُلَّ دَابَّـةٍ مِنْ مَاءٍ، فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِه۪، وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ ❁ يَا مَنْ هُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ❁
اَلْفُرْقَانُ: يَا مَنْ أَنْزَلَ الْقُرْأٰنَ عَلَى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَـيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪، وَأَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً طَهُورًا❁
Yâ men rafea İdrîse mekânen aliyyâ ❁ Tâhâ: Yâ men halaka'l-arda ve's-semâvâti'l-ulâ, er-Rahmânü ale'l-arşi'stevâ ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahte's-serâ ❁ Yâ men ya'lemü's-sirra ve ahfâ ❁ Yâ men haşeati'l-asvâtü lir-Rahmâni, felâ tesmeu illâ hemsâ ❁ El-Enbiyâ: Yâ men ya'lemü'l-kavle fi's-semâi ve'l-ardı, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve men indehû lâ yestekbirûne an ıbâdetihî ve lâ yestahsırûn, yüsebbihûne'l-leyle ve'n-nehâra lâ yeftürûn ❁ Yâ men halaka'l-leyle ve'n-nehâra ve'ş-şemse ve'l-kamera, küllün fî felekine yesbehûn ❁ Yâ men yedau'l-mîzâne bi'l-kıstı, felâ tuzlemü nefsün şey'â ❁ El-Hacc: Yâ men bevvee li-İbrâhîme mekâne'l-beyti en lâ tüşrik bî şey'en, ve tahhir beytiye lit-tâifîne ve'l-kâimîne ve'r-rukkeı's-sucûd, ve ezzin fin-nâsi bi'l-haccı ye'tûke ricâlâ ❁ Yâ men enzele mine's-semâi mâen fetüsbihu'l-ardu muhdarreh, innallâhe Latîfün Habîr, ni'me'l-mevlâ ve ni'me'n-nasîr ❁ El-Mü'minûn: Yâ men yuhyî ve yumîtu, ve lehü'htilâfü'l-leyli ve'n-nehâr, efelâ ta'kılûn ❁ Feteâlallâhi'l-Melikü'l-Hakku, lâ ilâhe illâ hüve, Rabbu'l-arşi'l-kerîm ❁ Yâ Rabbi'ğfir verham, ve ente hayru'r-râhimîn ❁ En-Nûr: Yâ men halaka külle dâbbetin min mâen, feminhüm men yemşî alâ batnihî, ve minhüm men yemşî alâ ricleyni, ve minhüm men yemşî alâ erba' ❁ Yâ men hüve bikülli şey'in alîm ❁ El-Furkân: Yâ men enzele'l-Kur'âne alâ abdihî liyekûne lil-âlemîne nezîrâ ❁ Yâ men ersele'r-riyâha büşran beyne yedey rahmetihî, ve enzele mine's-semâi mâen tahûrâ❁
Ey İdris’i (aleyhisselâm) üstün bir makama yükselten!
Tâhâ Sûresi: Ey arzı ve yüksek gökleri yaratan! Ey Arş’a istiva buyuran Rahmân! Ey göklerde, yerde, ikisi arasında ve yerin altında ne varsa hepsi sadece Kendisine ait olan! Ey gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilen! Ey “Kıyamet gününde Rahmân’ın azametinden dolayı bütün sesler kısılmıştır; artık fısıltıdan başka bir şey işitilmez.” buyuran!
Enbiyâ Sûresi: Ey gökte ve yerde söylenen her sözü bilen Semi’ u Alîm! Ey semavat u arzda kim varsa hepsi Kendisinin mülkü olan! Ey yüce nezdindeki melekler kibirlenmeden ve yorulmadan Kendisine ibadet eden, gece gündüz ara vermeden Yüce Zâtını tesbihte bulunan Ulular Ulusu! Ey geceyi, gündüzü ve her biri bir yörüngede yüzüp duran Güneş ve Ay’ı yaratan! Ey kıyamet gününde hiçbir kimsenin zerre kadar haksızlığa uğramayacağı dosdoğru ve hassas teraziler vaz’ eden!
Hac Sûresi: Ey İbrahim nebiye Beytullah’ın yerini hazırlayan ve “Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve Beytimi de, tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû ve secdeye varanlar için tertemiz tut! İnsanları da hacca davet et; yürüyerek sana gelsinler.” diye buyuran!
Ey gökten indirdiği yağmur ile yeryüzünü yemyeşil hâle getiriveren!
Allah Latîf ü Habîr’dir; en ince noktalara kadar ihtiyaçları görüp gözetir ve her şeyden, herkesten haberdardır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!
Mü’minûn Sûresi: Ey hayatı veren ve geri alan, gece ile gündüzü peş peşe getiren! “Hâlâ aklınızı kullanıp bunları bir düşünmez misiniz?” buyurarak kullarını ikaz eden!
Allah Yüceler Yücesi’dir. Gerçek hükümran O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. Pek yüce ve değerli olan Arş’ın Rabbidir.
Yarlığa Rabbim bizi ve merhamet buyur; buyur ki, Sen merhameti en hayırlı olansın.
Nûr Sûresi: Ey kimi karnı üstünde sürünen, kimi de iki yahut dört ayağı üzerinde yürüyen bütün canlıları sudan yaratan! Ey her şeyi en iyi bilen!
Furkân Sûresi: Ey bütün ins ü cinni uyarsın diye kulu Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) Kur’ân’ı indiren! Ey rüzgârları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren!