يَا فَالِقَ الْإِصْبَاحِ، وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا، وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا، ذٰلِكَ تَـقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ ❁ يَا مَنْ لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ، وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ، وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ ❁ يَا ذَا الرَّحْمَةِ الْوَاسِعَةِ، وَلَا يُـرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ❁
اَلْأَعْرَافُ: يَا مَنْ حَـرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَالْإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّـةِ أَيَّامٍ، ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ ❁ يَا مَنْ لَـهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ، تَـبَارَكْتَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ تَجَلَّى لِلْجَبَلِ فَجَعَلَهُ دَكًّا ❁
اَلْأَنْفَالُ: يَا مَنْ يُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪، وَيَـقْطَعُ دَابِرَ الْكَافِرِينَ ❁ يَا مُوهِنَ كَيْدِ الْكَافِرِينَ ❁
اَلتَّوْبَـةُ: يَا مَنْ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ ❁ يَا مَنْ نَصَرَ نَبِـيَّـهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُوا ❁ يَا مَنْ يَـقْـبَلُ الـتَّـوْبَـةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَـأْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَهُوَ الـتَّـوَّابُ الرَّحِيمُ ❁ يَا مَنِ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْـفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ ❁ يَا مَنْ تَابَ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِيــنَ وَالْأَنْصَارِ ❁ يَـا لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْـتَ، رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ❁
يُونُسُ: يَـا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّةِ أَيَّـامٍ، ثُمَّ اسْـتَوَى عَلَى الْعَرْشِ، يُدَبِّـرُ الْأَمْرَ، مَا مِنْ شَـفِيعٍ إِلَّا مِنْ بَعْدِ إِذْنِه۪ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً، وَالْقَمَرَ نُورًا، وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ، لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ❁ يَا مَنْ لَهُ الْعِزَّةُ جَمِيعًا، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ يَحْكُمُ، وَهُوَ خَـيْـرُ الْحَاكِمِينَ ❁
هُودُ: يَـا مَـنْ يَعْلَمُ مَا يُسِـرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ، إِنَّــهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّةِ أَيَّامٍ، وَكَانَ عَرْشُـهُ عَلَى الْمَاءِ❁
Yâ Fâlika'l-isbâhı, ve ceale'l-leyle sekenen, ve'ş-şemse ve'l-kamera husbânâ, zâlike takdîru'l-Azîzi'l-Alîm ❁ Yâ men lâ tüdrikühü'l-ebsâru, ve hüve yüdrikü'l-ebsâra, ve hüve'l-Latîfü'l-Habîr ❁ Yâ ze'r-rahmeti'l-vâsiatih, ve lâ yuraddü be'sühû ani'l-kavmi'l-mücrimîn ❁
El-A'râf: Yâ men harrame'l-fevâhışe mâ zahera minhâ ve mâ batane, ve'l-isme ve'l-beğye biğayri'l-hakk ❁ Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, sümme'stevâ ale'l-arş ❁ Yâ men lehü'l-halku ve'l-emr, tebârakte yâ Rabbe'l-âlemîn ❁ Yâ men tecellâ lil-cebeli fecealehû dekkan ❁
El-Enfâl: Yâ men yuhıkku'l-hakka bikelimâtihî, ve yaktau dâbire'l-kâfirîn ❁ Yâ mûhine keydi'l-kâfirîn ❁ El-Tevbe: Yâ men subhânehû ammâ yüşrikûn ❁ Yâ men nasara nebiyyehû iz ahracehüllezîne keferû ❁ Yâ men yakbelü't-tevbete an ıbâdihî ve ye'huzü's-sadakâti ve hüve't-Tevvâbü'r-Rahîm ❁ Yâ meni'şterâ mine'l-mü'minîne enfüsehüm ve emvâlehüm biennle lehümü'l-cenneh ❁ Yâ men tâbe ale'n-nebiyyi ve'l-mühâcirîne ve'l-ensâr ❁ Yâ lâ ilâhe illâ ente, Rabbe'l-arşi'l-azîm ❁
Yûnus: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, sümme'stevâ ale'l-arşi, yüdebbirü'l-emr, mâ min şefîın illâ min ba'di iznih ❁ Yâ men ceale'ş-şemse dıyâen, ve'l-kamera nûran, ve kadderehû menâzile, lita'lemû adede's-sinîne ve'l-hisâb ❁ Yâ men lehü'l-izzetü cemîan, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men yahkümü, ve hüve hayru'l-hâkimîn ❁
Hûd: Yâ men ya'lemü mâ yüsirrûne ve mâ yu'linûn, innehû alîmün bizâti's-sudûr ❁ Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, ve kâne arşühû ale'l-mâi❁
Ey karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran! Dinlenmemiz için geceyi, vakitlerimizi hesaplamak için de Güneş ve Ay’ı yaratan! Ey bunları takdir eden Azîz ü Alîm! Ey gözlerin Kendisine erişemediği, ilmi ise bütün gözleri ihata eden Latîf ü Habîr! Ey merhameti geniş fakat azabı mücrim toplumdan geri çevrilemeyen!
A’raf Sûresi: Ey açığı ve gizlisiyle bütün fuhşiyatı, her türlü günahı ve haksız yere tecavüzde bulunmayı haram kılan! Ey gökleri ve yeri altı zamanda yaratan ve sonra Arş’a istiva buyuran! Ey yaratmak ve emretmek Kendisine mahsus olan! Ey şanı pek yüce olan! Ey Âlemlerin Rabbi! Ey dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediveren!
Enfâl Sûresi: Ey emirleriyle hakkı üstün kılan ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesen! Ey kâfirlerin tuzaklarını zayıflatan!
Tevbe Sûresi: Ey müşriklerin ortak koştukları şirkten münezzeh olan! Ey, Resûlünü kâfirler Mekke’den çıkardıklarında O’na yardım eden! Ey kullarına tevbe yollarını açan, onların tevbelerini ve sadakalarını kabul eden Tevvâb ü Rahîm! Ey mü’min kullarından canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın alan! Ey Resûlünü savaşa katılmayanlara izin verdiğinden ötürü affettiği gibi, Muhacir’lerle Ensar’ı da tevbeye muvaffak buyuran ve sonra onların bu tevbelerini kabul eden! Ey Arş-ı Azîm’in, Kendisinden başka ilâh olmayan yegâne Rabbi!
Yunus Sûresi: Ey gökleri ve yeri altı vakitte yaratan, sonra Arş’a istiva buyuran ve bütün kâinatı yerli yerince idare ve tedbir eden! Ey izni olmadan hiç kimse yüce nezdinde şefaat edemeyen! Ey Güneş’i bir ışık, Ay’ı da bir nur yapan! Yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilebilmemiz için Ay’a değişik menziller takdir eden! Ey izzet ve azametin biricik sahibi, ey her şeyi işitip bilen Semi’ u Alîm! Ey hükmeden ve hüküm verenlerin en hayırlısı olan!
Hûd Sûresi: Ey kullarının içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da pek iyi bilen! Bütün sinelerin kökünü, künhünü dahi bilen!
Ey gökleri ve yeri altı vakitte yaratan ve daha önce Arş’ı su üstünde olan!