يَا مَنْ قَالَ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ ❁ يَا بَـرُّ ❁ يَا رَحِيمُ ❁
اَلنَّجْمُ: يَا مَنْ هُوَ شَدِيدُ الْقُوَى، ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى ❁ يَا مَنْ يَجْزِي الَّذِينَ أَسَاؤُوا بِمَا عَمِلُوا، وَيَجْزِي الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى ❁ يَا مَنْ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْـثَى، مِنْ نُطْفَةٍ إِذَا تُمْنَى ❁ يَا مَنْ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَى، وَثَـمُودَ فَمَا أَبْـقَى ❁
اَلْقَمَرُ: يَا مَنْ فَـتَحَ أَبْـوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ، وَفَجَّـرَ الْأَرْضَ عُـيُونًا، فَالْـتَـقَى الْمَاءُ عَلَى أَمْـرٍ قَـدْ قُـدِرَ ❁ يَا مَنْ يَسَّرَ الْقُرْأٰنَ لِلذِّكْرِ، فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ❁ يَا مَنْ نَجَّى أٰلَ لُوطٍ بِسَحَرٍ ❁ يَا مَنْ أَخَذَ أٰلَ فِرْعَوْنَ أَخْذَ عَزِيزٍ مُـقْـتَـدِرٍ ❁
اَلرَّحْمٰنُ: يَا مَنْ عَلَّمَ الْقُرْأٰنَ، خَلَقَ الْإِنْسَانَ، عَلَّمَهُ الْـبَـيَانَ ❁ يَا مَنْ رَفَعَ السَّمَاءَ، وَوَضَعَ الْمِيزَانَ، وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ ❁ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ❁
اَلْوَاقِعَةُ: يَا مَنْ يَخْلُقُ لِعِبَادِه۪ مَا يُمْنُونَ، وَيَزْرَعُ مَا يَحْرُثُونَ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ شَجَرَةَ النَّارِ تَـذْكِرَةً، وَمَتَاعًا لِلْمُقْوِينَ، تَـنْزِيلٌ مِـنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ ❁
اَلْحَدِيدُ: يَا مَنْ قَالَ ﴿سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ﴾ ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ، وَجَعَلَ فِي ذُرِّيَّـتِـهِمَا الـنُّـبُوَّةَ وَالْكِِتَابَ ❁ يَا مَنْ بِيَدِهِ الْفَضْلُ، يُؤْتِـيـهِ مَنْ يَشَاءُ، وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ ❁
اَلْمُجَادِلَـةُ: يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ، مَا يَـكُونُ مِنْ نَجْوَى ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ، وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَـادِسُهُمْ، وَلَا أَدْنَى مِنْ ذٰلِكَ وَلَا أَكْـثَـرَ، إِلَّا هُـوَ مَعَهُمْ ❁ وَيَا مَنْ كَـتَـبَ لَأَغْلِبَنَّ أَنَـا وَرُسُلِي، إِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ ❁
اَلْحَشْرُ: يَا مَنْ أَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِأَوَّلِ الْحَشْرِ، مَا ظَـنَـنْـتُمْ أَنْ يَخْرُجُوا❁
Yâ men kâle inne azâbe Rabbike levâkı' ❁ Yâ Berr ❁ Yâ Rahîm ❁ En-Necm: Yâ men hüve şedîdü'l-kuvâ, zû mirretin festevâ ❁ Yâ men yeczillezîne esâû bimâ amilû, ve yeczillezîne ahsenû bil-hüsnâ ❁ Yâ men halaka'z-zevceyni'z-zekere ve'l-ünsâ, min nutfetin izâ tümnâ ❁ Yâ men ehleke Âdeni'l-ûlâ, ve Semûde femâ ebkâ ❁ El-Kamer: Yâ men feteha ebvâbe's-semâi bimâen münhemir, ve feccere'l-arda uyûnen fel-tekal-mâü alâ emrin kad kudir ❁ Yâ men yessare'l-Kur'âne liz-zikri fehel min müddekir ❁ Yâ men neccâ Âle Lûtın bi-sehar ❁ Yâ men ehaze Âle Fir'avne ahze Azîzin muktedir ❁ Er-Rahmân: Yâ men alleme'l-Kur'âne, halaka'l-insâne, allemehü'l-beyân ❁ Yâ men rafea's-semâe, ve vedaal-mîzâne, ve'l-arda vedaahâ lil-enâm ❁ Yâ Ze'l-celâli ve'l-ikrâm ❁ El-Vâkıa: Yâ men yahluku li-ıbâdihî mâ yümnûn, ve yezrau mâ yehrusûn ❁ Yâ men ceale şecerete'n-nâri tezkireten, ve metâan lil-mukvîn, tenzîlün min Rabbi'l-âlemîn ❁ El-Hadîd: Yâ men kâle sebbeha lillâhi mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı ve hüve'l-Azîzü'l-Hakîm ❁ Yâ men ersele Nûhan ve İbrâhîme, ve ceale fî zürriyyetihime'n-nübüvvete ve'l-Kitâb ❁ Yâ men biyedihil-fadlü yu'tîhi men yeşâü, vallâhü zü'l-fadli'l-azîm ❁ El-Mücâdile: Yâ men ya'lemü mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ard, mâ yekûnü min necvâ selâsetin illâ hüve râbiuhüm, ve lâ hamsetin illâ hüve sâdisühüm, ve lâ ednâ min zâlike ve lâ eksera illâ hüve meahüm ❁ Ve yâ men ketebe le-eğlibenne ene ve rusülî, innallâhe Kaviyyün Azîz ❁ El-Haşr: Yâ men ahracellezîne keferû min ehli'l-Kitâbi min diyârihim li-evveli'l-haşri, mâ zanentüm en yahrucû ❁
Ey “Rabbinin cezası mutlaka gerçekleşir.” ferman buyuran! Ey durumuna göre herkese iyilikte bulunan ve donanım, konum ve liyakate göre bol bol merhamet eden Berr u Rahîm!
Necm Sûresi: Ey vahiy esnasında aslî suretine girip haşmetle doğruluveren pek güçlü, kuvvetli, kemâl ve üstün melekeler sahibi Cebrail’in Rabbi! Ey kötülük işleyenleri yaptıklarının karşılığı ile cezalandıran ve ihsan sahiplerine en güzel mükâfatı veren! Ey ana rahmine atılan nutfeden erkek ve dişi çiftini yaratan! Ey Eski Âd kavmini ve Semûd halkını yok edip onlardan geriye hiçbir kâfir ve zalim bırakmayan!
Kamer Sûresi: Ey boşalan bir su ile semanın kapılarını açan, yeri pınar pınar fışkırtan ve takdir buyurduğu tufan için her iki su kütlesini birleştiren! Ey üzerinde düşünülüp ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştıran ve “Var mı düşünüp ibret alan?” diye soran! Ey Lût’un (aleyhisselâm) ailesini seher vakti kurtaran! Ey Firavun’un ailesini mutlak galip ve tam muktedir olanın şanına yaraşır tarzda derdest edip cezalandıran!
Rahmân Sûresi: Ey Kur’ân’ı öğreten, insanı yaratan ve ona konuşup düşüncelerini açıklamayı talim buyuran! Ey semayı yükselten, kâinata bir ölçü ve denge koyan ve yeryüzünü canlılar için alçaltıp döşeyen! Ey sonsuz celâlle ikram ve cemâli cem’ eden Zü’l-celâli ve’l-ikram!
Vâkıa Sûresi: Ey meniyi ve ondan insanı yaratan! İnsanların ektiklerini bitiren! Yakmakta oldukları ateşin ağacını çölde ve yolda bulunanlar için hem bir ders, hem de istifade vesilesi kılan! Ey o pek şerefli ve değerli Kur’ân’ı yüce nezdinden indiren Rabbülâlemîn!
Hadîd Sûresi: Ey “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih ve tenzih eder. O, Azîz ü Hakîm’dir.” diye buyuran! Ey Hazreti Nuh ve Hazreti İbrahim’i peygamber olarak gönderen, zürriyetlerine de kitap ve nübüvvet veren! Ey bütün lütuf ve inayet elinde olup, onu dilediğine veren büyük lütuf Sahibi!
Mücâdile Sûresi: Ey semavat u arzda ne varsa hepsini bilen!
Üç kişinin gizlice konuştuğu yerde onların dördüncüsü, beş kişinin gizlice konuştuğu yerde de onların altıncısı mutlaka O’dur. Bundan ister daha az, ister daha çok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka O, kendileriyle beraberdir. “Ben ve elçilerim elbette galip geliriz.” diye ferman buyuran Kaviyy ü Azîz de yalnız O’dur.
Haşr Sûresi: Ey çıkacaklarının Müslümanlarca asla düşünülmediği bir zamanda, Ehl-i Kitap’tan olan kâfirleri yurtlarından bir çırpıda çıkaran!