İmam Şâzilî’nin Hizbü’n-Nasr Duası 2. Sayfa

﴿حٰمۤ﴾، ﴿حٰمۤ﴾، ﴿حٰمۤ﴾، حُمَّ الْأَمْرُ وَجَاءَ النَّصْرُ فَعَلَيْنَا لَا يُـنْصَرُونَ، ﴿حٰمۤ ❁ عۤسۤقۤ﴾ حِمَايَـتُـنَا مِمَّا نَخَافُ ❁
“Hâ Mîm” İş tamam olmuş ve Hakk’ın nusreti gelip bizi bulmuştur. Daha bize hiçbir şey yapamazlar. “Hâ Mîm. Ayn Sîn Kâf” bizi korktuklarımızdan masûn ve mahfuz eyler.
اَللّٰهُمَّ قِـنَا شَرَّ الْأَسْوَاءِ، وَلَا تَجْعَلْنَا مَحَلًّا لِلْبَلْوَى ❁ اَللّٰهُمَّ أَعْطِنَا أَمَلَ الرَّجَاءِ وَفَوْقَ الْأَمَلِ، [يَا هُوَ (٣)]، يَا مَنْ بِفَضْلِه۪ لِفَضْلِه۪ نَسْأَلُ، نَسْأَلُكَ إِلٰهَنَا [اَلْعَجَلَ! (٣)] إِلٰهِي، [اَلْإِجَابَةَ! (٣)] يَا مَنْ أَجَابَ نُوحًا فِي قَوْمِه۪، يَا مَنْ نَصَرَ إِبْرَاهِيمَ عَلَى أَعْدَائِه۪، يَا مَنْ رَدَّ يُوسُفَ إِلَى يَعْقُوبَ، يَا مَنْ كَشَفَ الضُّرَّ عَنْ أَيُّوبَ، يَا مَنْ أَجَابَ دَعْوَةَ زَكَرِيَّا، يَا مَنْ تَـقَـبَّلَ تَسْبِيحَ يُونُسَ بْنِ مَتَّى، نَسْأَلُكَ اللّٰهُمَّ بِأَسْرَارِ أَصْحَابِ هٰذِهِ الدَّعَوَاتِ الْمُسْتَجَابَاتِ، أَنْ تَـقَـبَّلَ مِنَّا مَا بِه۪ دَعَوْنَاكَ، وَأَنْ تُعْطِيَـنَا مَا بِه۪ سَأَلْنَاكَ، وَأَنْ تُـنْجِزَ لَـنَا وَعْدَكَ الَّذِي وَعَدْتَهُ لِعِبَادِكَ الْمُؤْمِنِينَ ﴿لَۤا إِلٰهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُبْحَانَكَ۠ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ﴾ ❁ اِنْـقَطَعَتْ أٰمَالُـنَـا وَعِـزَّتِـكَ إِلَّا مِنْـكَ، وَخَـابَ رَجَاؤُنَـا وَحَـقِّـكَ إِلَّا فِـيـكَ،
Allahım! Bizi kötülüklerden ve belalara dûçâr olmaktan sıyanet buyur. Reca duygularımızı dirilt ve umduklarımızın üstünde sürprizlerinle bizi sevindir. “Ya Hû! (3 defa)” İmdadımıza âcilen, âcilen, âcilen yetiş ya Rabbî! Dileklerimize icabet buyur, icabet buyur, icabet buyur ya Rabbî! Ey Nuh’un (aleyhisselâm), kavmi hakkındaki duasına icabet eden, düşmanlarına karşı İbrahim’e (aleyhisselâm) yardımda bulunan, Hazreti Yusuf’u babası Yakub Peygamber’e kavuşturan, Hazreti Eyyûb’a dokunan zararı kaldıran, Zekeriya’nın (aleyhisselâm) duasına kabul mührü vuran, Yunus ibn Metta’ın (aleyhisselâm) tesbihini makbul sayan Rabbim! Dualarına icabet ettiğin bu peygamberân-ı izam hürmetine bizim dualarımızı da kabul eyle. İstediklerimizi bize lütfet. Mümin kullarına yapmış olduğun vaad-i Sübhanîyi bizim için de gerçekleştir. “Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” Sonsuz izzetine yemin olsun ki Allahım, sen gerçekleştirmezsen hiçbir emelimiz gerçekleşmez ve yüce hakkın için ya Rab, sen nasip etmezsen, biz recalarımızda hep haybet yaşarız.
إِنْ أَبْطَأَتْ غَارَةُ الْأَرْحَامِ وَابْتَعَدَتْ فَأَقْرَبُ السَّيْرِ مِنَّا غَارَةُ اللّٰهِ يَا غَارَةَ اللّٰهِ حُثِّي السَّيْرَ مُسْرِعَةً..! فِي حَلِّ عُقْدَتِنَا يَا غَارَةَ اللّٰهِ!.
Eğer yakınlarımızın gayret ve yardımı yavaş ve uzak olursa, Biliriz ki, Allah’ın gayreti ve bize olan yardımı hızlı ve çok yakındır; Ey Rabbimin gayreti, ey gayretullah, çabuk yetiş imdadımıza, Ey Rabbimin gayreti, yetiş ki çözülsün ukdeler bir bir.
عَدَا الْعَادُونَ وَجَارُوا وَرَجَوْنَا اللّٰهَ مُجِيرًا [ ﴿وَكَفَى بِاللّٰهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللّٰهِ نَصِيرًا﴾ (١٠)] [ ﴿حَسْـبُـنَا اللّٰهُ وَنِـعْـمَ الْوَكِـيـلُ﴾ (١٠)] [وَلَا حَـوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاللّٰهِ الْـعَـلِـيِّ الْعَظِيمِ (٣)] ﴿سَلَامٌ عَلَى نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ﴾ ، اِسْتَجِبْ لَـنَـا [أٰمِينَ (٣)] يَا مُعِينُ، وَصَلِّ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِي الْمُرْسَـلِينَ، وَعَلَى أٰلِــه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ❁
Düşmanlar saldırganlaştı, cevr ü cefaları arttıkça arttı; biz de koruyup kollayan Rabbimize sığındık. “Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter. (10 defa)” “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir! (7 defa)” “Gerçek güç ve kuvvet sahibi sadece Allah’tır. (3 defa)” “Bütün milletler içinden Nûh’a selâm olsun!” Allahım! Dileklerimize icabet buyur. Amîn! Amîn! Amîn, ey sevdiği kullarını yardımsız bırakmayan Muîn! Nebîler Serveri Efendimiz’e ve bütün âl ü ashâbına salât eyle ve o salavât hürmetine dualarımıza kabul mührü vur.
1 sayfa okundu